7 Mart 2010 Pazar

1950'den bir televizyon analizi

13 Aralık 1950'de Milliyet gazetesinin üçüncü sayfasında spor yayıncılığı üzerine bir analiz... Muhtemelen çeviri bu yazı; imzası bulunmuyor. Üşenmeyip, aynen buraya aktardım. Türkiye'de TV yayınları başlamadan 19 yıl önce yazılmış olmasına özellikle dikkat çekiyorum. Henüz kimsede TV yok Türkiye'de. Üzerinden 60 yıl geçmiş olmasına karşın hala içindeki bazı tartışmalar güncel...

Spor aleminde Televizyonun Rolü
Spor teşkilatçılarının yeni rakibi: Televizyon

Spor olaylarının televizyonda gösterilip gösterilmemesi bir çok memlekette spor organizatörlerini ilgilendiren bir mesela halini almıştır. Büyük Britanyada televizyon abonelerinin sayısı halem yarım milyonu aşmış bulunduğu cihetle mesele büsbütün acil bir durum kespetmiştir. Beher televizyon cihazının her programı yayınlayışında başında vasati olarak iki seyirci bulunduğu hesaplanacak olursa, memlekette televizyonla yayınlanan bir spor olayını en az bir milyon kişi stada veya kapalı salona girmeden seyrediyor demektir.

Şimdiye kadar Büyük Britanya ve Birleşik Amerikada edinilen tecrübeye müsteniden yeni bir televizyon seyircisinin bir müddet için makinesinin başından ayırmak hemen hemen imkansız bir hal almaktadır. Seyirci televizyona ilk zamanlarda son derece merak salmaktadır. Nazarında, televizyon cihazı şimdiye kadar eline geçen oyuncakların en hraikuladesidir. 6 ay veya bir sene müddetle bu sihirli aynanın adeta esiri olmaktadır.

Ayrıca tecrübe ve istatistiklerle şu cihet de sabit olunmuştur ki, halk arasında en fazla tutulan sporların televizyonda gösterilmesi pek o kadar hararetle karşılanmamaktadır. İngiltere futbol ligi öteden beri ve daima radyo ile yayınlanmasına karşın müteyakkız davranmıştır. Halkın, radyo başında büyük bir maçı dinlemeği belki de tercih ederek tali maçlara gitmiyeceği düşünülmüştür. Bu itibarla futbol ligi şimdi televizyonu da yasak etmiş bulunmaktadır. Aynı tarzda, televizyona hiçbir zaman taraftarlık göstermemiş olan meşhur İngiliz boks orgaizatörü Jack Solomons da, Joe Louis-Azzard Charles maçını görüp Amerika'dan döndükten sonra tertiplediği boks maçlarının asla televizyondan yayınlanmasına müsade etmemeyi kesin olarak kararlaştırmıştır. Zira Louis-Charles maçı mali bakımdan fiyasko ile neticelenmiş, elde edilen hasılat son derece düşük olmuş, radyo ve televizyon haklarına mukabil organizatörlere verilen para dahi ziyanı telafiye lafi gelmemiştir.

Buna mukabil kriket ve tenis gibi sporları idare eden makamlar, sporun bu şubelerine yeni meraklılar kazandırmak bahsinde televizyonun kıymetini müdrik olup büyük maçların televizyonda gösterilmesine müsaade etmişlerdir. Tali denilen bu spor şubeleri mümkün olduğu kadar fazla alaka toplamak peşindedir.


Bu arada organizatörlerle televizyon arasındaki savaş da bütün şiddetiyle devamdadır. Bundan birkaç ay evvel İngilterede spor organizatörlerinin birçokları, halka arzettikleri temaşa için 'Copyright' temin edene kadar televizyonu tamamiyla yasak etmek tehdidinde bulunmuşlardır. Şimdi mesele, ilgili teşekküllerin temsilcilerinden müteşekkil ve P.T.T Umum Müdürlüğüne bağlı bir komisyon tarafından incelenmektedir. Amerikada da geçenlerde bu mesele incelenmiş ve enteresan bir netice elde edilmiştir. Televizyon meraklıları, bu meraklarının ilk devresi zarfında makinelerinin başından ayrılmamakta olup, spor olaylarının hasılatı kesin olarak düşmektedir. Fakat bir müddet sonra televizyon izleyicisi, devamlı olarak seyrettiği o spora karşı merak sarmakta olup, artık televizyon vasıtasiyle veya ikinci elden seyriyle iktifa etmemektedir. Yani televizyon seyircisinin ilgisini kamçıladığı gibi o zamana kadar kendisi için meçhul teknik noktaları da seyirciye öğretmiş olmaktadır. Seyirci artık merak saldığı sporun gölgesinden ziyade hakiki ve canlı cereyan tarzını görmek istemektedir.

Büyük Britanyada da cereyan seyri takip etmektedir. Televizyon sayesinde bir çok kimse sporun muhtelif şubelerine karşı daha yakından ilgilenmekte ve bu sporu daha iyi anlamaktadır. Diğer taraftan son yıllar zarfında spor olaylarının televizyonda yayınlanma tarzında da en esaslı terakkiler kaydedilmiştir. Bir çok kimse de bazı spor oyunlarını bu sayede ilk defa olarak görmektedir. Futbol ve kriket filhakika İngilterede en geniş ölçüde tammüm etmiş olmakla beraber, şimdi bunun üstüne hokey, pist üstünde motosiklet yarışları, ping pong gibi sporlar da televizyon yayınlarında geniş ölçüde yer almakta ve ilgi uyandırmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder