7 Eylül 2010 Salı

Neden umursamıyorlar?

Bir an kendinizi oturduğunuz yerde gözlerinizi kapatarak soyutlayın; ve pek de bulunmak istemeyeceğinizi tahmin edebildiğim bir coğrafyada, bir İsrailli olarak düşünün. Tel Aviv'de, apartmanının beşinci katında yemek yiyen bir İsrail vatandaşı. Arap ya da Yahudi, fark etmez. Paranoya ve korku sarmalındaki toplumda rahat yaşayamamak sizi ne kadar etkiler? Tüm dünyadan ülkenize ve kimliğinize yönelen sert eleştiriler içinde sürekli savunma içgüdüsüyle davranmak zorunda kalsanız... Veya işgal ettiğinizi bal gibi bildiğiniz topraklar için içinizi kemiren adalet duygusu ile yakınınızı öldüren 'terörist komşuya' karşı birbirine karışan intikam hissiyle uyansanız...

Karmaşık bir coğrafya, karmaşık duygular. Katmerli sorunlar ve de dış yüzeyi sürekli kalınlaşan sarmalın içinde dönüp duran insanlar. Çok fazla kafadan çıkıp ortalığı mahşere dönüştüren ses cümbüşünün en gür olanları, baskın olmayı her zaman başaran tellallar...

Böyle bir sıkışmışlık içinde olduğunu iyi biliyorum İsrail toplumumun. Ama farklı bir bakış ve yönelim olduğunu da düşünmek lazım. Karl Vick'in bu hafta Time'a kapak olan 'Why Israil Doesn't Care About Peace' (İsrail neden barışı umursamıyor?) başlıklı analizini okuyunca, bilmediğim bir pencereden daha bakma şansını buldum Ortadoğu'ya.

Umursamayan, hayatı yaşayan İsrailliler. Alışılmışlığın tekdüzeliğinde 'kötüyü görmekten bıktığı için' sorunların ortasında yüksek yaşam standardı arayan, Kassam füzelerinin menzili içindeki Ashdod sahilinde güneşlenen İsrailliler. Çoğu barışa olan inancını kaybetmiş, bari yaşamımız korkuyla geçmesin, ben işime bakarımcılar... 2007 yazında yapılan ankete göre yüzde 95'inin hayatından memnun olduğunu, bunların üçte birinin de 'çok mutlu' olduğunu söyleyenlerin olduğu bir İsrail.

Tezatların toprağı İbrahim Ülkesi'nde bir garip durum. Demek ki neymiş, Şimon Peres'in dediği gibi her sabah uykularında ölüm tehdidiyle yaşayan bir toplum biraz da siyasi malzemeymiş. Yalıtımla oluşan bir cennet yaşanıyor bir bölümünde İsrail'in, nefes almayı çok görürken komşusuna...

Maariv Gazetesi'nden Yoav Tzur, Time muhabiri Vick'e anlatıyor: İnsanlar giderek daha az haber bülteni izliyor. Giderek daha az, politika sayfaları okuyor. Günümü mahvetmek istemiyorum, bunları görmek istemiyorum diyor...

Yoav'ın gazetesine yansıyan sonuç: Daha az politika sayfası, daha fazla ekonomi ve iş dünyası sayfası. İnsanlar işlerine bakıyor. Politikacılar da...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder